Tarihsel dilbilimde yavru dil ya da ardıl dil, genetik bir soydan gelme süreciyle başka bir dilden (ana dilinden) türemiş bir dildir. Eğer birden fazla dil aynı ana dilden türediyse bu diller aynı dil ailesinin üyeleri olan kardeş diller olarak bilinir. Bu konseptler dil evriminde kullanılan, diller arasındaki ilişkilerin bir soyağacındaki aile üyeleri arasındaki ilişkilerle kıyaslandığı soyağacı teorisi ile ilişkilidir.
Bu ana-yavru metaforu dil tarihi bağlamında yanlış anlaşılmalara yol açabilir, çünkü yavru diller temel olarak aşamalı bir değişimden geçerek ana dillerinden ayrı bir duruma gelse de bu dilin doğrudan devamıdır; yavru diller, nihayetinde ölecek bir ebeveynin "doğurduğu" ayrı varlıklar değildir.
Ana diller genelde ölmez, sadece yavru dilleri haline gelirler. Ancak bu durum Afrikaans ve Felemenkçenin aynı anda var olması örneğinde görüldüğü gibi her zaman geçerli değildir.
Örnekler
- Türkçe, Osmanlıcanın bir yavru dilidir, Osmanlıca Eski Anadolu Türkçesinin bir yavru dilidir, Eski Anadolu Türkçesi Oğuzcanın bir yavru dilidir, Oğuzca Ön Şaz Türkçesinin bir yavru dilidir ve Ön Şaz Türkçesi ise Ön Türkçenin bir yavru dilidir.
- İngilizce, Eski İngilizcenin bir yavru dilidir, Eski İngilizce Proto-Cermen dilinin bir yavru dilidir ve Proto-Cermen dili Proto-Hint-Avrupa dilinin bir yavru dilidir.
- İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Portekizce ve Rumence, Latincenin yavru dilleridir, Latince Ön İtalik dilinin bir yavru dilidir ve Ön İtalik dili Proto-Hint-Avrupa dilinin bir yavru dilidir.