Determinizm, evrendeki tüm olayların yalnızca tek bir olası şekilde gerçekleşebileceğine dair bir bilim felsefesi kavramıdır. Latince determinatio (tayin, belirleme) kelimesinden Batı dillerine geçen determinizm, Türkçede belirlenimcilik, gerekircilik veya belirlenimlilik olarak da adlandırılır. Felsefe tarihi boyunca deterministik teoriler, çeşitli düşüncelerle ve bilim dallarıyla ilişkilendirilmiştir. Determinizm geleceği bir kavram olarak değil, belirli olaylara ve durumlara bağlı gelişen bir olgu olarak ele alır. Bu açıdan genellikle özgür iradeyle karşılaştırılır.
Kavram, evrenin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne sürer. Buna göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Bu görüş başta ahlak felsefesi olmak üzere felsefenin çeşitli dallarının uğraş ve çalışma alanına girer.
Temelleri ve gelişimi





Determinizme göre günlük hayatta aldığımız kararlar, düşüncelerimiz, eylemlerimiz, ahlaki tercihlerimiz belirlenmiş ve kesin kurallar içerisindedir. Özgür irade yanılsamadır. Bize özgü sandığımız hareketlerimiz sadece bilimsel yasaların işleyişidir. İnsanın iradesi nedenler zinciri ile gelişen bir durumdur ve bu durumda insanın etkisi yoktur. Sadece nedenler ve sonuçlar vardır. Determinizm, bir gözlemcinin bir nesne veya insan hakkında yeterli bilgiye sahip olması durumunda, o nesnenin veya insanın her sonraki hareketini tahmin edebileceğini varsayar. Bu sebepten nedensellik ilkesi determinizmin temel taşıdır. Evrende bir düzen vardır ve nedenler-sonuçlar bu düzen içerisinde işler. Bu düzen çözüldüğünde nedenler ve sonuçların açıklanıp daha sonra gelişecek olayların bilgisini elde etmek mümkün olacaktır. Spinoza'nın determinizm anlayışına göre ise aklın tamamen objektif oluşu mutlak determinizm olarak nitelendirilir. Determinizmin klasik açıklamasını 18. yüzyılda Pierre-Simon Laplace yapmıştır. Bu açıklamaya göre evrenin bugünkü durumu, önceki durumunun sonucu; sonraki durumunun ise nedenidir.
Determinizmin köklerini Antik dönemde Thales'e kadar götürmek mümkündür. Thales, evrenin temel ilkesi olarak suyu gösterir. Her şey sudan türemiştir. Benzer bir köken arayışı arklı düşünürlerde de vardır. Örneğin Anaksimandros için apeiron(sınırsız, sonsuz), Anaksimenes (miletli) için hava, Herakleitos için de logos tüm oluşu düzenleyen temel unsurlardır. Empedokles'in "dört unsur"u (su, hava, toprak ve ateş), Demokritos'un atomu, Aristoteles'in ilk hareket ettirici ilkesi, Stoacıların evrensel logos'u birer belirleyici olarak düşünülür. Bu çerçevede, temel neden arayışı, determinist öğretinin çıkış noktasını oluşturur.
Yeniçağ'da mekanikçi anlayış determinizmden beslenecektir. Çünkü mekanik ilişkilerin kesinliği evrendeki düzeni açıklamaktadır. Descartes Tanrı'yı ve tanrısal özelliklere sahip insanı özgür irade sahibi olarak tanımlarken, maddenin ilahi bir yönlendirmeye uğradığı düşüncesine karşıdır. Spinoza Tanrı'yı sonsuz, tek, mükemmel, zorunlu, basit, hareketsiz, ölümsüz ve bağımsız olarak tanımlar ve panteist bir anlayışı benimser. Bunun yanı sıra mutlak determinizm kavramıyla evrenin kesin bir düzeni olduğunu savunur. Spinoza'ya göre her eylemimiz bu düzenin kesin ölçütleri etrafında şekillenir dolayısıyla özgürlük olgusundan bahsedilemeyeceğini öne sürer.
1820'li yıllarda "determinizm" kavramı bir makinenin çalışmasını tanımlarken Simeon Poisson ve Laplace bu kavramı "makine gibi çalışan evren" modeli için önerdiler. Bu görüş "Evrenin parçası olan insan da kurallar içinde işler, insanın özgür iradesi yoktur" önermesini doğurdu. Claude Bernard da 1865 tarihli "Deneysel Tıbbın İncelenmesine Giriş" (Introduction à l'étude de la médecine expérimentale) eserinde "bir olgunun şartları bir defa bilindi ve yerine getirildi mi, bu olgu deneycinin isteğine göre her zaman ve zorunlu olarak gerçekleşebilecektir" önermesini savunur.
19. yüzyılda pozitivist felsefenin etkileri artmıştır. Bu etkiler soyut ve somut kavramların, düşünce ile bilimin çatışmasına sebep oldu. Bu yüzyılın sonunda Bergson, Boutroux, De Broglie, Heisenberg, Max Planck, Von Neumann, F. Perrîn gibi filozoflar ve bilim adamları determinizmi eleştirmeye ve indeterminizm hakkında görüşlerini öne sürerek anlayışların değişmesine sebep oldular. Bu zamanlarda gelişen kuantum mekaniği, determinizm anlayışını; determinist olduğu düşünülen fizik yasalarının indeterminist olduğu düşünülen yanları açığa çıkardı.
Determinizmin dalları
Determinizm kararların sebeplerinin incelenmesi için farklı dallara ayrılmıştır:
- Mekanik determinizm: insanın kararları kendi dışındaki nedenlerin sonucudur.
- Ekonomik determinizm: ekonomik etkenler insanın kararlarında belirleyicidir.
- Toplumsal(Oto) determinizm: insanın iradesi yaşadığı toplum değişkenleri(eğitim, ekonomi, sağlık, mal varlığı) ile belirlenir.
- Tarihsel determinizm: insanın kararlarının belirlenmesinde tarihi olaylar etkilidir.
- Deneysel determinizm: deney ile elde edilen veriler tekrar bağımsız olarak sabit sonuçlara sahiptir. Pozitif bilimlerin açıklanmasında etkili olan determinizmdir. Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur. Bilimlerin kuralları sabittir ve bu da belirli durumları ortaya çıkarır.
.jpg?width=1280)